WhatsApp Image 2026-04-09 at 12.04.52

ENDÜLÜS BİZİM NEYİMİZ OLUR? SEMİNERİ

“Endülüs Bizim Neyimiz Olur” programında, Endülüs medeniyetinin tarih, sanat ve bilim alanındaki mirası çok yönlü olarak değerlendirildi.

Endülüs Düşünce Topluluğu’nun İZÜ İslam Ekonomisi ve Finansı, Tarih, İyiliğin Geleceği ve Genç Vizyon kulüplerinin iş birliğiyle düzenlediği “Endülüs Bizim Neyimiz Olur” programı Abdullah Tivnikli Konferans Salonunda gerçekleşti. Programda Endülüs medeniyetinin mirası ilim, tarih, kültür ve sanat boyutlarıyla ele alındı. Moderatörlüğünü Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Gömbeyaz’ın üstlendiği etkinlikte farklı disiplinlerden akademisyenler Endülüs’ü tarih, sanat ve bilim perspektiflerinden değerlendirdi.

GÖMBEYAZ: “ENDÜLÜS BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN GÜNDEMİNDE OLMALI”
Endülüs’ün yalnızca tarihsel bir hatıra değil, aynı zamanda bugünün dünyası için de yeniden düşünülmesi gereken bir medeniyet olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kadir Gömbeyaz, İlim Yayma Vakfının Kocaeli’nde yürüttüğü bir projenin verdiği ilhamla kurulan Endülüs Düşünce Topluluğunun “Endülüs bütün Müslümanların gündeminde olmalı” fikriyle hareket ettiğini dile getirdi. Endülüs’ün kolektif hafızadaki yerine dikkat çeken Gömbeyaz, Müslümanların Endülüs’te yaklaşık sekiz asır boyunca varlık gösterdiğini, 1492 yılına kadar süren bu sürecin geride güçlü bir kültürel miras bıraktığını belirtti. “İslam’ın kokusu o topraklarda hâlâ duruyor” diyen Gömbeyaz, Endülüs’ün herkes için canlı bir gündem maddesi olması gerektiğini ifade etti.

MELEK GÖMBEYAZ: “ENDÜLÜS’ÜN KAPILARINI TARIK B. ZİYAD AÇTI”
Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Melek Yılmaz Gömbeyaz da Endülüs’ün tarihsel arka planını ele aldığı konuşmasında bölgede fetihten önce Katolik Hristiyanlar, Yahudiler ve putperestlerin yaşadığını belirterek, İspanya’nın kapılarını Müslümanlara Tarık bin Ziyad’ın açtığını hatırlattı. 711 yılında başlayan İslam hakimiyetinin 1492 yılına kadar Emevî yönetimi altında sürdüğünü ve bu uzun dönemin Endülüs’te güçlü bir medeniyet inşasına zemin hazırladığını ifade eden Gömbeyaz, 1492’de son Emevî yönetiminin yıkılmasıyla bölgenin Hristiyan egemenliğine geçtiğini hatırlatarak bu tarihin Endülüs tarihi açısından bir kırılma noktası olduğunu vurguladı.

AZAKLI: “HER TAŞ BİR MATEMATİKLE YERLEŞTİRİLMİŞ”
Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Tuba Ruhengiz Azaklı ise Endülüs medeniyetinin en görünür yönünün sanat ve mimari olduğunu belirterek, bu alanların aynı zamanda medeniyetin günümüze ulaşan şahitleri olduğunu ifade etti. Tarihi kaynakların büyük ölçüde yok edilmesine rağmen ayakta kalan mimari eserlerin Endülüs’ün büyüklüğünü açıkça ortaya koyduğunu belirten Azaklı, “Ayakta, hayatta kalan eserlerden ne denli büyük bir medeniyet kurulduğunu anlıyoruz” dedi. Bağdat, İstanbul ve Kurtuba’nın Orta Çağ’ın en önemli üç kültür ve sanat merkezi olduğunu söyleyen Azaklı, Endülüs medeniyetinin estetik anlayışını Kurtuba Ulu Camii, El-Hamra Sarayı, hamamlar, köprüler, camiler gibi islam mimarisi yapıları üzerinden değerlendirdi. Son derece incelikle inşa edilen yapılarda taşların matematiksel bir düzen içinde yerleştirildiğine işaret eden Azaklı, sadece bu detayın bile Endülüs’ün ilmî derinliği konusunda önemli ip uçları içerdiğini kaydetti.

ÖZTÜRK: “ENDÜLÜS İSLAM DÜNYASI İLE BATI ARASINDA KÖPRÜ İŞLEVİ GÖRDÜ”
Programın son konuşmacısı olan Gebze Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Öztürk de Endülüs medeniyetini bilim tarihinde ifade ettiği anlam açısından ele aldı. Kurtuba Medresesinin 400 bin kitaplık büyük bir kütüphaneye sahip olduğunu, bu eserlerin günümüze ulaşmamış olmasının büyük bir kayıp olduğunu ifade eden Öztürk, medeniyetlerin sürekliliğini “Endülüs’ten bugüne neler kaldı?” sorusu üzerinden tartışmaya açtı. Müslümanların bilime yönelmesinin temel motivasyonunun “kâinatı anlamak ve okumak” olduğunu belirten Öztürk, İslam dünyasında gelişen bilim ve felsefenin Batı’ya Endülüs aracılığıyla taşındığını vurguladı. Aralarında İbn Rüşd, İbn Tufeyl, Cabir bin Eflah, Zerkâli, İbn Haldun ve Abbas bin Firnas’ın da bulunduğu çok sayıda Endülüslü alimin tıp, felsefe, astronomi ve matematik gibi alanlarda insanlık tarihine önemli katkılar sunduğunu belirten Özdemir, Endülüs’te üretilen medeniyetin evrensel niteliğine dikkat çekti.

Program kapsamında ayrıca Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. İhsan Şen ve ekibi tarafından bir musiki dinletisi de gerçekleştirildi.